|
June
16
Gördüklerimizle gerçek olan her zaman aynı değildir. Hayır, Matrix ya da Platon’un idealar dünyasından söz etmiyorum. Yüzeysel bakışın, durumun aslından farklı sonuçlar elde etmesi benim bahsettiğim. İstanbul gibi bir metropolde yaşıyoruz. Sabah işe/okula giderken trafik, sokakta yürürken kalabalık, yemek alırken sıra.. Kalabalık! Kimsenin istemediği kadar kalabalık! İç içe, iğne atsan yere düşmez.. Ama gerçekten öyle mi? Bana kalırsa, iğne atsanız; kimse tutmaz, kimse kendine saplanmasına izin vermez. O iğne düşer, çakılır!..
Tıkılmışız ya da tıkmışlar bir kümenin içine gidiyoruz. Paketlenmiş ve atılmışız boşluğa.. İçinde debelenerek yön vermeye çalışıyoruz istediğimiz yere düşsün diye. Olmuyor ama; uçuyor çünkü paket. Resmen savruluyoruz. Boş çünkü içi. Kocaman bir boş. Kendinizi yalnız hissettiğiniz olmadı mı hiç? Bu kalabalıkta?! A-aa! Olur mu canım hiç öyle şey? Oluyor işte.. Kaç kişi girse de kümeye, kaçı bir başkasıyla ortak eleman da olsa, hem voleybol hem futbol oynayanları da say, yalnızız yine de. Hayat oyununda başkasının taktiklerini kullansanız da, başkalarıyla birlikte oynasanız da bu bir takım oyunu değil. Değil! Ortak bir amacınız yok ki takım olsun. Boş kavanozun içindeki havayız resmen. Doldurmuşuz kavanozu hiç boşluk bırakmadan. Bak etrafına ne görebileceksin kendinden başka? Başkaları baktığında seni görecekler mi sence? Tıkılmışız bir kavanoza yuvarlanıp gidiyoruz. Yalnız. ![]()
muvaffakiyet-i ide
bağlantılar |